Boşanma davasında, taraflardan birinin 'aşırı kıskançlık' göstermesi veya 'sürekli hakaret etmesi' hallerinde kusur dağılımı yapılırken, diğer eşin bu davranışlara verdiği tepki (örneğin onun da hakaret etmesi) kusur değerlendirmesini nasıl etkiler?
Bu durumda 'haksız tahrik' ve 'karşılıklı kusur' kavramları devreye girer. Bir eşin sürekli hakaret veya aşırı kıskançlık gibi kusurlu davranışları, diğer eş için ortak hayatı çekilmez hale getiren bir boşanma sebebidir. Ancak, bu davranışlara maruz kalan eşin de aynı şekilde hakaretle veya orantısız bir tepkiyle karşılık vermesi, onun da kusurlu hale gelmesine neden olur. Yargıtay, bu gibi durumlarda genellikle ilk haksız eylemi başlatan tarafı 'daha ağır kusurlu', tepki veren tarafı ise 'daha az kusurlu' kabul etme eğilimindedir. Eğer tepki, ilk eylemle orantılı ise 'eşit kusur' sonucuna da varılabilir. Örneğin, sürekli hakarete maruz kalan eşin bir defaya mahsus hakaretle karşılık vermesi, ilk hakareti eden eşin ağır kusurunu ortadan kaldırmaz, ancak diğer eşin de kusursuz sayılmasını engeller. Bu durum, özellikle tazminat taleplerinin sonucunu doğrudan etkiler.