Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında AİHM, Türk mahkemelerinin ByLock'u örgüt üyeliği için delil olarak kabul etmesini eleştirirken, aynı zamanda ByLock'un 'Gülen Hareketiyle bir tür bağlantıya işaret ettiğini' de kabul etmiştir. Bu iki ifade arasında bir çelişki var mıdır? AİHM'in bu konudaki yaklaşımını açıklayınız.
Bu iki ifade arasında bir çelişki yoktur; aksine AİHM'in yaklaşımının nüansını ortaya koymaktadır. AİHM, ByLock'un sıradan bir mesajlaşma uygulaması olmadığını ve kullanıcılarının büyük olasılıkla Gülen Hareketi ile bir 'bağlantısı' olduğunu kabul etmektedir. Ancak Mahkeme'ye göre, bir 'bağlantı' veya 'iltisak' tespiti ile TCK m. 314/2'de tanımlanan 'silahlı terör örgütüne üyelik' suçunun kanuni unsurlarının ispatı aynı şey değildir. Örgüt üyeliği suçu, sadece bir gruba sempati duymayı veya bağlantılı olmayı değil, örgütün hiyerarşik yapısına bilerek ve isteyerek dahil olmayı (maddi unsur) ve örgütün nihai suç olan amacını benimseyerek hareket etmeyi (manevi unsur/özel kast) gerektirir. AİHM'in eleştirisi, Türk mahkemelerinin bu 'bağlantı' delilinden hareketle, suçun kanuni unsurlarının varlığını ayrıca somut delillerle ispatlamadan, otomatik olarak 'üyelik' sonucuna varmasıdır. Yani sorun delilin kendisinde değil, delilin değerlendirilme biçimindedir.