Mobbinge uğrayan bir işçinin, işverene karşı açtığı tazminat davasında, mobbing eyleminin 'haksız fiil' olarak nitelendirilmesi ile 'sözleşmeye aykırılık' olarak nitelendirilmesi arasında zamanaşımı ve ispat yükü açısından ne gibi farklar ortaya çıkar?
Bu iki nitelendirme arasında önemli hukuki farklar bulunur: 1) Haksız Fiil (TBK m. 49 vd.): Bu durumda zamanaşımı, mağdurun zararı ve faili öğrendiği tarihten itibaren 2 yıl ve her halde fiilin işlendiği tarihten itibaren 10 yıldır (TBK m. 72). Mobbing sistematik bir eylem olduğu için bu süre, eylemlerin bittiği tarihten itibaren başlar. İspat yükü genel kurallara tabidir. 2) Sözleşmeye Aykırılık (TBK m. 112 vd. ve m. 417): İşverenin, TBK m. 417'deki 'işçinin kişiliğini koruma borcu'nu ihlali, sözleşmeye aykırılık teşkil eder. Bu durumda uygulanacak zamanaşımı, sözleşmesel alacaklar için öngörülen genel 10 yıllık zamanaşımıdır (TBK m. 146). Bu, işçi için daha avantajlıdır. İspat yükü açısından ise, işçi sözleşmenin ihlal edildiğini (mobbing olgusunu) ispatladığında, işveren bu ihlalde 'kusuru bulunmadığını' ispat etmedikçe sorumluluktan kurtulamaz (TBK m. 112). Yargıtay, genellikle mobbingi her iki hukuki nedene de dayandırmakta, ancak zamanaşımı açısından sözleşmesel ilişkiyi ön plana çıkararak işçi lehine yorum yapmaktadır.