CMK m. 90/2, kolluk görevlilerine 'tutuklama kararı veya yakalama emri düzenlenmesini gerektiren ve gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde' Cumhuriyet savcısına başvuramıyorsa yakalama yetkisi tanımaktadır. Bu yetkinin, Anayasa'nın 19. maddesindeki 'suçüstü hali' ve 'suç işlendiğine dair kuvvetli belirti' kavramlarıyla ilişkisini açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142028

CMK m. 90/2'deki bu yetki, Anayasa'nın 19. maddesinde düzenlenen kişi özgürlüğü ve güvenliği hakkına getirilen istisnalarla doğrudan ilişkilidir. Anayasa, kural olarak hakim kararı olmaksızın yakalamayı yasaklarken, 'suçüstü hali' veya 'suç işlendiğine dair kuvvetli belirti' bulunan hallerde kanunla yakalama yetkisi verilebileceğini belirtir. CMK m. 90/2, bu anayasal iznin somutlaştırılmış halidir. 'Tutuklama kararı...gerektiren haller', Anayasa'daki 'suç işlendiğine dair kuvvetli belirti' kavramına karşılık gelir. 'Gecikmesinde sakınca bulunan haller' ise, derhal müdahale edilmezse şüphelinin kaçacağı veya delilleri yok edeceği gibi durumları ifade eder. Dolayısıyla kolluk, Anayasa'nın izin verdiği bu sınırlı çerçevede, hakim kararı olmadan, ancak sonrasında derhal savcıya bilgi vermek ve adli denetime sunmak koşuluyla, kişi özgürlüğüne müdahale etme yetkisini kullanmaktadır.