Yüksel Yalçınkaya/Türkiye kararında AİHM, Türk mahkemelerinin terörle mücadelede karşılaştığı zorlukları anladığını belirtmekle birlikte, bu durumun temel hakların ihlali için bir gerekçe olamayacağını vurgulamıştır. Bu bağlamda, AİHS m. 15'te düzenlenen 'olağanüstü hallerde yükümlülükleri askıya alma' (derogasyon) yetkisi, devlete AİHS m. 6 (adil yargılanma) ve m. 7 (kanunsuz ceza olmaz) gibi hakları tamamen ortadan kaldırma imkanı verir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #142007

Hayır, vermez. AİHM, Yalçınkaya kararında bu konuya da değinmiştir. AİHS m. 15, bir ulusun yaşamını tehdit eden olağanüstü durumlarda, devletlerin sözleşmedeki bazı yükümlülüklerini 'durumun kesinlikle gerektirdiği ölçüde' askıya almasına izin verir. Ancak bu yetki sınırsız değildir. Birincisi, yaşam hakkı (m. 2, savaş fiilleri hariç), işkence yasağı (m. 3), kölelik yasağı (m. 4/1) ve kanunsuz ceza olmaz ilkesi (m. 7) gibi bazı haklar 'hiçbir şekilde' askıya alınamaz (non-derogable rights). İkincisi, adil yargılanma hakkı (m. 6) gibi askıya alınabilen haklarda dahi, yapılacak sınırlamaların 'durumun yarattığı zorunluluklar çerçevesinde kesinlikle gerekli' ve 'ölçülü' olması gerekir. AİHM, Yalçınkaya kararında, ByLock yargılamalarındaki usuli güvence eksikliklerinin ve kanunun öngörülemez yorumunun, derogasyon yetkisinin sınırlarını aştığı ve keyfi sonuçlara yol açtığı sonucuna varmıştır. Dolayısıyla, terörle mücadele dahi hukukun üstünlüğü ve temel güvencelerden vazgeçilmesini meşru kılmaz.