Kamu görevlisi olan bir memurun, amiri tarafından mobbinge maruz bırakılması durumunda açılacak tazminat davasında husumet kime yöneltilmelidir? Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2014/110 E., 2015/2600 K. sayılı kararında bu sorun nasıl çözümlenmiştir?
Yargıtay Hukuk Genel Kurulu, ilgili kararında, kamu görevlilerinin görevlerini yaparken kişilere verdikleri zararların 'hizmet kusuru' teşkil ettiğini ve bu nedenle davanın doğrudan kamu görevlisine (amire) değil, ilgili kamu kurumuna (idareye) karşı açılması gerektiğini belirtmiştir. Bu sonuca varılırken Anayasa'nın 129/5. maddesi ('Memurlar ve diğer kamu görevlilerinin yetkilerini kullanırken işledikleri kusurlardan doğan tazminat davaları...ancak idare aleyhine açılabilir.') ve 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu'nun 13. maddesi esas alınmıştır. Ancak bu kural, eylemin 'görevden ayrılabilir kişisel kusur' teşkil etmediği durumlar için geçerlidir. Somut olaydaki mobbing eylemleri, dekanlık görevinin ve yöneticilik sıfatının kullanılması suretiyle işlendiğinden hizmet kusuru olarak nitelendirilmiş ve davanın husumet nedeniyle reddi gerektiği sonucuna varılmıştır. Davanın idareye karşı idari yargıda açılması gerekirdi.