Anayasa Mahkemesi'nin TMK m. 407'yi iptal gerekçeleri arasında yer alan, kuralın 'yasal danışmanlık ve kayyımlık' gibi daha hafif koruma tedbirlerine imkân tanımaması, ölçülülük ilkesinin hangi alt ilkesiyle ilgilidir?
Bu gerekçe, ölçülülük ilkesinin 'gereklilik' (zorunluluk) alt ilkesiyle doğrudan ilgilidir. Gereklilik ilkesi, ulaşılmak istenen amaç bakımından yapılan sınırlamanın zorunlu olmasını, yani aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşılmasının mümkün olmamasını ifade eder. Anayasa Mahkemesi, TMK m. 407'nin, hükümlünün korunması amacına ulaşmak için zorunlu olarak en ağır müdahale olan 'vesayet' kurumunu dayattığını belirtmiştir. Oysa hükümlünün ihtiyaçlarına ve kişisel durumuna göre, ehliyetini daha az sınırlayan ve daha dar bir koruma sağlayan 'yasal danışmanlık' veya 'kayyımlık' gibi alternatif ve daha hafif tedbirlerle de aynı amaca ulaşmak mümkündür. Kuralın bu daha hafif alternatifleri değerlendirme imkânı tanımaması, getirilen sınırlamanın 'gerekli' olmadığı anlamına gelir ve bu durum, ölçülülük ilkesinin ihlali olarak kabul edilmiştir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/hukumluye-vasi-atanmasi/)