Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/1081 sayılı kararında, boşanma davası açan tam kusurlu eşin durumuna ilişkin Yargıtay'ın yerleşik yorumu nasıl açıklanmıştır? Bu yorum hangi temel hukuk ilkesine dayanmaktadır?
Hukuk Genel Kurulu kararında, TMK m. 166/1'in lafzı ('eşlerden her biri boşanma davası açabilir') geniş bir hak tanıyor gibi görünse de, Yargıtay'ın bu hükmü 'tam kusurlu eşin dava açamayacağı' şeklinde yorumladığı belirtilmiştir. Bu yerleşik yorumun dayandığı mantık ve temel hukuk ilkesi şudur: Eğer tam kusurlu eşin boşanma davası açmasına izin verilirse, bu durum tek taraflı irade ile boşanma sonucunu doğurur. Kişi, kendi kusurlu eylemleriyle evlilik birliğini temelinden sarsıp, sonra da 'birlik sarsıldı' diyerek boşanma talep edebilir. Böyle bir durum, 'kimsenin kendi eylemine ve tamamen kendi kusuruna dayanarak bir hak elde edemeyeceği' yönündeki temel hukuk ilkesine (nemo auditur propriam turpitudinem allegans) aykırı düşer (TMK m. 2'deki dürüstlük kuralının da bir yansımasıdır). Bu nedenle, genel boşanma sebebiyle (TMK m. 166/1) boşanmaya karar verilebilmesi için, davalının az da olsa bir kusurunun bulunması gerektiği kabul edilmektedir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/bosanmada-eslerin-esit-kusurlu-olmasi/)