Anayasa Mahkemesi'nin 22/3/2023 tarihli E: 2022/105, K: 2023/54 sayılı kararında, TMK m. 407'nin iptal gerekçesi olarak 'kişisel özerklik' kavramı nasıl bir rol oynamıştır?
Anayasa Mahkemesi, ilgili iptal kararında, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan özel hayata saygı hakkının temel değerlerinden birinin, 'insan onurunun bir görünümü olan kişisel özerklik' olduğunu vurgulamıştır. Kişisel özerklik, her bireyin kendi yaşam tercihleri doğrultusunda kişisel ilişkiler kurabilmesi ve hayatını yönlendirebilmesi hakkını ifade eder. Mahkeme, TMK m. 407'nin, ayırt etme gücüne sahip ve kendi işlerini yürütebilecek durumda olan hükümlüleri dahi, sırf bir yıldan uzun süreli hapis cezası aldıkları için otomatik olarak vesayet altına almasının, bu kişilerin kişisel özerkliğine orantısız bir müdahale olduğuna karar vermiştir. Kural, hükümlünün bireysel durumunu ve korunma ihtiyacını gözetmeksizin, kişisel ve mal varlığıyla ilgili kararlarını vasinin onayına tabi kılarak, kendi hayatını düzenleme ve yönetme hakkını (kişisel özerkliğini) ölçüsüz bir şekilde sınırlandırmaktadır. Bu durum, iptal kararının temel gerekçelerinden birini oluşturmuştur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/hukumluye-vasi-atanmasi/)