Reşit olmayanla cinsel ilişki suçunda (TCK m. 104), mağdurda hafif derecede zeka geriliği veya bipolar affektif bozukluk gibi bir akıl hastalığı bulunması, şikayet hakkının kullanılması ve suçun vasıflandırılması açısından nasıl bir etki yaratır? Yargıtay 14. Ceza Dairesi'nin 2015/11817 ve 2021/1754 sayılı kararları bu konuda ne yönde içtihat oluşturmuştur?
Mağdurda bulunan akıl hastalığı, hem şikayetin geçerliliği hem de suçun vasfı açısından önemli sonuçlar doğurur. - Şikayet Hakkı: Yargıtay 14. CD, E:2015/11817 K. sayılı kararında, Adli Tıp Kurumu raporuyla 'fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılamasına ve fiile ruhsal yönden mukavemete muktedir olmasına mani olacak' derecede akıl hastalığı (hafif zeka geriliği) tespit edilen mağdurun, şikayetten vazgeçme beyanının hukuken geçerli olmadığını belirtmiştir. Bu durumda, şikayet hakkının mağdurun kanuni temsilcisi (veli/vasi) tarafından kullanılması gerekir. Mahkemenin, kanuni temsilciyi dinlemeden, mağdurun geçersiz beyanına dayanarak karar vermesi hukuka aykırı bulunmuştur. - Suçun Vasıflandırılması: Yargıtay 14. CD, E:2021/1754 K. sayılı kararında, yine ATK raporuyla fiilin hukuki anlam ve sonuçlarını algılayamayacağı tespit edilen 16 yaşındaki mağdure ile rızaya dayalı olduğu savunulan cinsel ilişki eyleminin, TCK m. 103'teki 'çocuğun cinsel istismarı' suçu yerine, TCK m. 104'teki 'reşit olmayanla cinsel ilişki' suçu olarak değerlendirilmesi gerektiğini belirtmiştir. Bunun sebebi, mağdurun hastalığının hekim olmayanlarca anlaşılamayacağının raporda belirtilmesi ve sanığın bu durumu bildiğine dair delil bulunmamasıdır. Mağdurun rızasının ehliyetsizlik nedeniyle geçersiz olduğu bu durumda, failin bu durumu bilmemesi (hata) nedeniyle, daha lehe olan TCK m. 104'ün uygulanması gerektiği kabul edilmiştir. Bu durum, suçun manevi unsuru (kast/hata) ile ilgilidir. (Kaynak: avmehmetgenc.com/blog/resit-olmayanla-cinsel-iliski-sucu-ve-cezasi/42)