Hukuk Genel Kurulu'nun 2023/164 K. sayılı kararında, davacının eşi ve mirasbırakanın oğlu olan ...'ın, babasının ölümünden sonra yaklaşık on bir yıl boyunca temlike karşı dava açmamış olması, muvazaa iddiasının değerlendirilmesinde nasıl bir etki yaratmıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #141200

İlgili Hukuk Genel Kurulu kararında, mirasbırakanın oğlu ve asıl miras hakkı sahibi olan ...'ın, babasının 2001'deki ölümünden kendi vefat ettiği 2012'ye kadar, yani yaklaşık on bir yıl boyunca, söz konusu temliklerin muvazaalı olduğu iddiasıyla herhangi bir dava açmamış olması, muvazaa iddiasının reddedilmesinde önemli bir delil olarak değerlendirilmiştir. Bu durum, 'olayların olağan akışı' ve 'beşeri ilişki' kriterleri çerçevesinde yorumlanmıştır. Mahkeme, eğer gerçekten bir mal kaçırma söz konusu olsaydı, hakkı doğrudan ihlal edilen mirasçının bu kadar uzun bir süre sessiz kalmasının hayatın olağan akışına aykırı olacağını zımnen kabul etmiştir. Bu uzun süreli hareketsizlik, ...'ın temlikin gerçek bir sebebe (kendi borçlarının ödenmesi) dayandığını bildiği ve bu nedenle muvazaalı olmadığını kabul ettiği yönündeki davalı savunmasını ve tanık beyanlarını güçlendiren bir karine olarak görülmüştür. Bu durum, davacı tarafın (...'ın eşinin) sonradan ileri sürdüğü muvazaa iddiasının inandırıcılığını zayıflatmıştır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/muris-muvazaasinin-ispati/)