CMK m. 176 uyarınca tutuklu ve tutuksuz sanığın duruşmaya çağrılma usulleri arasındaki farklar nelerdir? Özellikle tutuklu sanığın çağrılması sırasında yerine getirilmesi gereken ek işlem ve bunun savunma hakkı açısından önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #141140

CMK m. 176'ya göre tutuklu ve tutuksuz sanığın çağrılma usulleri farklıdır: - Tutuksuz Sanık: İddianame, bir çağrı kâğıdı ile birlikte tebliğ edilir. Çağrı kâğıdında, mazereti olmaksızın duruşmaya gelmediği takdirde 'zorla getirileceği' açıkça yazılır (CMK m. 176/2). - Tutuklu Sanık: Çağrılması, duruşma gününün kendisine tebliği suretiyle yapılır. Farklı ve önemli olarak, bu tebliğ sırasında sanıktan 'duruşmada kendisini savunmak için bir istemde bulunup bulunmayacağı ve bulunacaksa neden ibaret olduğunu bildirmesi' istenir. Ayrıca müdafii de sanıkla birlikte davet olunur. Bu işlem, tutuklunun bulunduğu ceza infaz kurumunda bir tutanakla kayıt altına alınır (CMK m. 176/3). Tutuklu sanığa yönelik bu ek işlemin savunma hakkı açısından önemi büyüktür. Bu usul, sanığa ve müdafiine duruşma öncesinde savunma stratejilerini belirleme, delil toplama taleplerini (tanık, bilirkişi vs.) mahkemeye önceden iletme imkânı tanır. Metnin yazarının da belirttiği gibi, bu hükmün amacı, duruşmanın tek celsede bitirilmesini sağlamak ve sanığın savunma hakkını daha etkin kullanmasına olanak tanımaktır. Ancak uygulamada bu hükmün etkin işletilmemesi, savunma taleplerinin duruşma başladıktan sonra ileri sürülmesine ve yargılamanın uzamasına neden olmaktadır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/durusma-hazirligi-islemleri-nelerdir.html)