Bir taşınmazın, evlilik birliği devam ederken taraflar adına 1/2'şer hisseli olarak tescil edilmesi, mal rejiminin tasfiyesi açısından ne anlama gelmektedir? Metindeki Bölge Adliye Mahkemesi kararında bu durum, tarafların katkı payı talepleri açısından nasıl yorumlanmıştır?
Evlilik birliği devam ederken bir taşınmazın tarafların serbest iradeleriyle adlarına 1/2'şer hisseli olarak tescil edilmesi, mal rejiminin tasfiyesi açısından önemli sonuçlar doğurur. Metindeki Bölge Adliye Mahkemesi kararında (Yargıtay 2. Hukuk Dairesi'nin 2023/3551 K. sayılı kararına konu olan dosya) bu durum, Yargıtay'ın yerleşik içtihatlarına uygun olarak şöyle yorumlanmıştır: - Taraflar, bu paylaşımla, her bir payın o eşin 'kişisel mal grubuna' terk edildiğini kabul etmiş sayılırlar. - Bu tescil ile eşlerin, taşınmazın edinilmesinden önceki kişisel katkılarından (örneğin birinin daha fazla para koyması) karşı taraf lehine 'feragat ettikleri' kabul edilir. Bu yorumun sonucu olarak, taraflar daha sonra birbirlerinden, taşınmazın kendi paylarına düşen 1/2'lik kısmı için 'katkı payı alacağı' talep edemezler. Çünkü tapudaki bu 1/2'lik tescil, eşler arasında yapılmış zımni bir tasfiye veya bağışlama iradesi olarak kabul edilir ve her bir pay, sahibinin kişisel malı haline gelir. Bu nedenle, davacının, davalı adına tescilli 1/2 hisse üzerindeki katkı payı alacağı talebi reddedilmiştir.