Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun E:2013/9-841, K:2014/513 sayılı kararında, önleme araması kararına dayanılarak yapılan arama sonucunda suç şüphesi ortaya çıkması halinde kolluğun izlemesi gereken hukuki prosedür ne olmalıydı? Bu prosedüre uyulmamasının sonucu ne olmuştur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #141065

Yargıtay Ceza Genel Kurulu'nun ilgili kararında, jandarmanın önleme araması kararına istinaden durdurduğu araçta yaptığı ilk aramada jeneratör ve dürbün bulması ve sanığın ağabeyinin terör örgütü üyesi olduğu bilgisini edinmesiyle birlikte artık somut bir 'suç şüphesi' ortaya çıkmıştır. Bu andan itibaren olayın niteliği 'önleme' amacından 'adli' bir niteliğe dönüşmüştür. Bu nedenle kolluğun izlemesi gereken hukuki prosedür, 5271 sayılı CMK m. 161 uyarınca derhal durumu Cumhuriyet savcısına haber vermek ve onun emri doğrultusunda soruşturma işlemlerine başlamaktı. Gerekli görülmesi halinde de usulüne uygun bir 'adli arama' kararı veya emri alınmalıydı. Bu prosedüre uyulmayıp, mevcut önleme araması kararına dayanılarak ikinci ve üçüncü aramaların yapılması, Yargıtay tarafından 'açıkça hukuka aykırı' bulunmuştur. Bu hukuka aykırılığın sonucu ise, bu aramalar neticesinde elde edilen delillerin (patlayıcı madde düzeneği) hükme esas alınmasının mümkün olmamasıdır. Hukuka aykırı delillerin yargılamada kullanılamayacağı ilkesi gereğince, bu deliller dışlandığında sanığın mahkumiyetine yeterli başka delil kalmadığından, beraat etmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.