CMK m. 180'e göre, tanık ve bilirkişinin duruşmada bizzat dinlenmesi kuralının istisnaları nelerdir? Mahkemenin istinabe (talimat) yoluyla ifade almasına hangi hallerde karar verilebilir ve bu usulün uygulanmasında 'doğrudanlık' ve 'yüzyüzelik' ilkeleri nasıl korunmaya çalışılır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #141035

Ceza yargılamasında temel kural, delillerin doğrudan doğruya ve kararı verecek mahkeme heyeti huzurunda (yüzyüzelik) tartışılmasıdır. CMK m. 180, bu kuralın istisnalarını düzenleyerek belirli durumlarda tanık ve bilirkişinin naiple (mahkeme üyelerinden biri) veya istinabe (başka bir yer mahkemesi) yoluyla dinlenmesine olanak tanır. Bu haller şunlardır: 1) Tanığın veya bilirkişinin hastalık, malullük veya giderilmesi imkânsız başka bir nedenle uzun ve belirsiz bir süre duruşmada hazır bulunamayacağının anlaşılması. 2) Konutlarının, yetkili mahkemenin yargı çevresi dışında bulunmasından dolayı duruşmaya getirilmelerinin zor olması. Bu istisnaların uygulanmasında doğrudanlık ve yüzyüzelik ilkelerinin zedelenmemesi için CMK m. 180/5'te modern bir çözüm öngörülmüştür. Buna göre, teknik olanakların varlığı halinde, istinabe yerine 'aynı anda görüntülü ve sesli iletişim tekniğinin kullanılması' (SEGBİS) suretiyle ifade alınması yöntemi uygulanır. Bu yöntem, mahkemenin tanık/bilirkişiyi doğrudan görmesini, duymasını, tavırlarını gözlemlemesini ve doğrudan soru sormasını sağlayarak doğrudanlık ve yüzyüzelik ilkelerini büyük ölçüde korur.