4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 407. maddesi uyarınca, bir yıl veya daha uzun süreli özgürlüğü bağlayıcı cezaya mahkûm olan her erginin kısıtlanması kuralı, Anayasa Mahkemesi tarafından hangi temel haklara müdahale olarak görülmüş ve hangi gerekçeyle Anayasa'ya aykırı bulunarak iptal edilmiştir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #141021

Anayasa Mahkemesi'nin 22/3/2023 tarihli E: 2022/105, K: 2023/54 sayılı kararına göre, TMK m. 407 uyarınca bir yıl veya daha uzun süreli hapis cezasına mahkûm olan her erginin otomatik olarak kısıtlanması, Anayasa'nın 20. maddesinde güvence altına alınan 'özel hayata saygı hakkı'na ve 35. maddesindeki 'mülkiyet hakkı'na bir müdahaledir. İptal gerekçesi ise, bu müdahalenin Anayasa'nın 13. maddesinde belirtilen 'ölçülülük' ilkesine aykırı olmasıdır. Anayasa Mahkemesi, kuralın amacının (hükümlünün şahsen ve mal varlığı yönünden korunması) meşru olduğunu kabul etmekle birlikte, bu amaca ulaşmak için getirilen sınırlamanın 'gerekli' ve 'orantılı' olmadığı sonucuna varmıştır. Mahkemeye göre, kural; - Hükümlünün gerçekten korunmaya ihtiyacı olup olmadığını araştırmadan, kişisel durumunu değerlendirmeden otomatik bir kısıtlama getirmektedir. - Mahkemeye, hükümlünün ihtiyaçlarına göre daha hafif koruma tedbirleri olan 'yasal danışmanlık' veya 'kayyımlık' gibi alternatifleri değerlendirme takdir hakkı tanımamaktadır. - Ayırt etme gücüne sahip ve kendi işlerini yürütebilecek durumda olan hükümlüleri dahi mutlak surette vesayet altına alarak, kişisel özerkliklerine ve mülkiyet haklarına orantısız bir müdahalede bulunmaktadır. Bu nedenlerle kural, aynı amaca daha hafif bir sınırlama ile ulaşmak mümkünken en ağır müdahaleyi getirdiği için 'gereklilik' ve 'orantılılık' alt ilkelerine aykırı bulunarak iptal edilmiştir.