İcra İflas Kanunu'nun (İİK) 67. maddesi uyarınca açılan bir itirazın iptali davasında, alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları nelerdir? 'Likit alacak' kavramının bu koşullarla ilişkisini açıklayınız.
İİK m. 67 uyarınca, itirazın iptali davasında alacaklı lehine icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesinin koşulları şunlardır: 1) Geçerli bir ilamsız icra takibi yapılmış olmalıdır. 2) Borçlu, ödeme emrine süresi içinde itiraz etmiş olmalıdır. 3) Alacaklı, itirazın tebliğinden itibaren 1 yıl içinde itirazın iptali davası açmış olmalıdır. 4) Alacaklı, dava dilekçesinde açıkça icra inkâr tazminatı talebinde bulunmuş olmalıdır. 5) Mahkemece, borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmelidir. Borçlunun itirazının haksızlığının tespitinde en önemli kriter, alacağın 'likit' olmasıdır. Likit alacak, borçlu tarafından miktarı belirli ve bilinebilir olan, varlığı ve miktarı yargılamayı gerektirmeyen alacaktır. Eğer alacak likit değilse, yani miktarı ancak bir yargılama (örneğin, kusur oranının tespiti, hâkimin takdiri vb.) sonucunda belirlenebiliyorsa, borçlunun borca itiraz etmesi haksız kabul edilmez ve inkâr tazminatına hükmedilmez. Örneğin, sözleşmedeki ceza-i şartın hâkim tarafından indirilmesi ihtimali varsa, alacak likit değildir. Ancak, takip konusu alacak belirli ve hesaplanabilir ise (örn: fatura, poliçe bedeli) ve borçlu haksız yere itiraz etmişse tazminata hükmedilir.