5271 sayılı CMK'nın 50. maddesinin gerekçesinde, yeminden ayrık tutulan kişiler için 'taraf tutabilme olasılığı'ndan bahsedilmektedir. Bu olasılık, CMK m.45'te sayılan ve tanıklıktan çekinme hakkı olan sanık yakınları (eş, çocuk, kardeş vb.) için de geçerli değil midir? Öyleyse, bu kişiler neden yeminsiz dinlenenler arasında sayılmamıştır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #140385

Evet, 'taraf tutabilme olasılığı' sanık yakınları için de fazlasıyla geçerlidir. Ancak kanun koyucu, bu iki grup arasında farklı bir hukuki rejim öngörmüştür. CMK m.50/1-c'de sayılanlar (suça iştirak edenler vb.), davanın doğrudan tarafı veya suçla ilişkili oldukları için, beyanlarının delil değeri baştan şüphelidir ve kendilerini suçlamama hakları nedeniyle yemin baskısı altına sokulmaları anlamsızdır. Bu yüzden onlar için 'yeminsiz dinlenme' zorunluluğu getirilmiştir. CMK m.45'te sayılan sanık yakınları ise, davanın doğrudan tarafı değillerdir. Onların beyanları, potansiyel olarak güvenilir ve önemli delil niteliği taşıyabilir. Kanun koyucu, bu kişilere 'taraf tutma olasılıkları' nedeniyle yemin etme ve tanıklık yapma zorunluluğu getirmemiş, onlara bir 'seçim hakkı' tanımıştır. Bu kişiler, 'tanıklıktan çekinme' haklarını kullanarak hiç konuşmayabilirler. Ancak, bu haklarını kullanmayıp tanıklık yapmayı 'tercih ederlerse', o zaman beyanlarının doğruluğunu teyit etmek amacıyla, diğer tanıklar gibi yemin etmekle yükümlü tutulmuşlardır. Yani onlara tanıklık yapıp yapmama konusunda bir hak tanınmış, ancak tanıklık yapmayı seçerlerse doğruyu söyleme yükümlülüğü (yemin) getirilmiştir.