Metindeki Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin K.2015/8955 sayılı kararında, sanığın borçlarını ödemek için böbreğini satması eyleminde, TCK m.92'deki zorunluluk halinin uygulanamamasının gerekçelerinden biri olarak 'tehlikenin ağırlığı ile konu ve kullanılan vasıta arasındaki orantıdan da söz edebilme imkanının bulunmaması' gösterilmiştir. Bu 'orantılılık' ilkesi bu bağlamda ne anlama gelmektedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #140375

Bu bağlamda 'orantılılık' ilkesi, kişinin maruz kaldığı ekonomik sıkıntının (tehlike) ağırlığı ile bu sıkıntıdan kurtulmak için seçtiği yöntemin (vasıta) ve bu yöntemin yarattığı zararın birbiriyle ölçülü olmasını ifade eder. Yargıtay, kararında, sanığın 'borçlarını ödeme' şeklindeki ekonomik sıkıntısının, 'hayati önem taşıyan bir organını' feda etmeyi gerektirecek kadar ağır ve başka türlü aşılamaz bir tehlike olmadığına işaret etmektedir. Yani, borç ödeme zorunluluğu ile böbreğini kaybetme riski ve vücut bütünlüğüne verilen zarar arasında bir orantı yoktur. Kişinin, daha az zararlı ve hukuka uygun başka yollarla (borçlarını yapılandırma, ek iş yapma, yasal yardım talep etme vb.) giderebileceği bir ekonomik sıkıntı için, kendi vücuduna bu denli ağır ve geri dönülmez bir zarar vermeyi tercih etmesi, zorunluluk halinin gerektirdiği orantılılık şartını ihlal eder. Yargıtay, bu orantısızlık nedeniyle TCK m.92'nin uygulanma koşullarının oluşmadığına karar vermiştir.