Yargıtay 16. Ceza Dairesi, sanığın 'öz yönetim' açıklamasını TCK m.302 (Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak) kapsamında 'vahim eylem' olarak kabul etmemesine rağmen, sanığın hangi suçtan sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiştir? Bu suçun unsurlarının somut olayda nasıl oluştuğunu açıklayınız.
Yargıtay, sanığın eyleminin TCK m.302 kapsamında 'vahim eylem' olarak nitelendirilemeyeceğini, çünkü eylemin kendisinin cebir ve şiddet içermediğini ve sonuçlarla arasında illiyet bağı kurulamadığını belirtmiştir. Ancak Yargıtay, sanığın beraat etmesi gerektiği sonucuna varmamıştır. Karara göre sanığın eylemi, TCK m.217'de tanımlanan 'halkı kanunlara uymamaya tahrik' suçunu oluşturmaktadır. Çünkü 'kendimizi yönetiyoruz, rejim ve kurumlarını meşru görmüyoruz' şeklindeki ifadeler, halkı mevcut yasalara ve devlet otoritesine uymamaya yönelik açık bir kışkırtma, yani tahriktir. Ayrıca, bu açıklamanın yapıldığı dönem ve bağlam (terör örgütünün çağrıları ve sonrasında başlayan çatışmalar) göz önüne alındığında, bu tahrikin kamu barışını bozmaya elverişli somut bir tehlike yarattığı kabul edilmiştir. Yargıtay ayrıca, sanığın bu açıklamayı örgütün hiyerarşisi içinde ve talimatıyla yaptığını, bu nedenle aynı zamanda 'terör örgütü üyeliği' suçundan da (TCK m.314) sorumlu tutulması gerektiğini belirtmiştir.