TCK m.20'de düzenlenen 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi ile TCK m.91/7'de düzenlenen 'organ ticareti suçunun bir tüzel kişinin faaliyeti çerçevesinde işlenmesi halinde tüzel kişiye güvenlik tedbiri uygulanması' arasında bir çelişki var mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #140128

Hayır, bir çelişki yoktur. Çünkü iki düzenleme farklı süjeleri ve farklı yaptırım türlerini hedef alır. TCK m.20'deki 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi, 'gerçek kişiler' için geçerlidir ve bir gerçek kişinin, sadece bir başkasının fiili nedeniyle hapis veya adli para cezası gibi bir 'ceza' ile cezalandırılamayacağını ifade eder. TCK m.91/7'de düzenlenen yaptırım ise, bir 'ceza' değil, 'güvenlik tedbiri'dir ve muhatabı da gerçek kişi değil, 'tüzel kişi'dir (şirket, vakıf vb.). Türk ceza hukuku sisteminde tüzel kişilere hapis veya adli para cezası verilemez. Ancak, suçun bir tüzel kişinin organları veya temsilcileri tarafından, o tüzel kişinin yararına işlenmesi durumunda, tüzel kişiye yönelik olarak faaliyet izninin iptali veya müsadere gibi güvenlik tedbirleri uygulanabilir. Bu, suçu işleyen gerçek kişilerin (örneğin hastane yöneticisi) ayrıca kendi cezalarını almalarına engel değildir. İki kural, birbirini tamamlayan ve farklı sorumluluk rejimlerini düzenleyen hükümlerdir.