Yargıtay 15. Ceza Dairesi'nin K.2018/8494 sayılı kararında, kendilerini polis olarak tanıtan sanıkların mağdurdan para istemesi ancak mağdurun durumu anlayarak parayı göndermemesi eylemi, neden 'tamamlanmış dolandırıcılık' değil de 'dolandırıcılığa teşebbüs' olarak kabul edilmiştir?
Bu eylemin 'teşebbüs' olarak kabul edilmesinin nedeni, dolandırıcılık suçunun neticesinin gerçekleşmemiş olmasıdır. Dolandırıcılık suçu (TCK m.157), hileli davranışlarla bir kimseyi aldatıp, onun veya başkasının zararına olarak, kendisine veya başkasına bir yarar sağlanmasıyla tamamlanır. Suçun tamamlanabilmesi için 'yararın sağlanmış' ve 'zararın meydana gelmiş' olması gerekir. Yargıtay kararındaki olayda, sanıklar hileli davranışlara (kendilerini polis olarak tanıtma, kartlarının kopyalandığını söyleme) başlamışlar, yani suçun 'icra hareketlerine' girişmişlerdir. Ancak, suçun tamamlanması için gerekli olan 'haksız menfaatin temin edilmesi' (paranın sanıkların hesabına geçmesi) neticesi, mağdurun durumu anlaması ve sanıkların yakalanması gibi faillerin 'iradesi dışındaki' bir sebeple gerçekleşmemiştir. Bu durum, TCK m.35'te tanımlanan 'suça teşebbüs' halinin tipik bir örneğidir. Bu nedenle eylem, tamamlanmış suç olarak değil, teşebbüs aşamasında kalmış suç olarak nitelendirilmiştir.