TCK m.302'de düzenlenen 'Devletin Birliğini ve Ülke Bütünlüğünü Bozmak' suçu ile TCK m.314'te düzenlenen 'Silahlı Terör Örgütüne Üye Olma' suçu arasında, Yargıtay'ın 2017/361 K. sayılı kararında belirtildiği gibi 'geçitli suç (sübvansiyon)' ilişkisi olduğu iddiasını açıklayınız. Bu durumda hangi suçtan hüküm kurulmalıdır?
'Geçitli suç' veya 'sübvansiyon (normun subsidiaritesi)' ilkesi, bir fiilin birden fazla ceza normunu ihlal etmesi durumunda, daha geniş ve kapsamlı olan 'asli norm'un, daha dar kapsamlı olan 'tali (yardımcı) norm'u tüketmesi ve sadece asli normdan ceza verilmesi anlamına gelir. Yargıtay kararındaki bu atıf, örgüt üyeliği fiilinin, nihai amaç olan devletin birliğini bozma suçunun bir parçası ve hazırlık hareketi niteliğinde olduğunu ifade eder. Buna göre, eğer bir kişi TCK m.302'de tanımlanan amaç suçu (Devletin birliğini bozma) işlemek için vahim nitelikte eylemler gerçekleştirmişse, bu eylemler aynı zamanda örgüt üyeliğini de içerir. Bu durumda fail, daha genel ve tali nitelikteki örgüt üyeliği suçundan (TCK m.314) ayrıca cezalandırılmaz; sadece daha ağır ve asli nitelikteki TCK m.302'den ceza alır. Yani, amaç suç olan TCK m.302, araç suç olan TCK m.314'ü 'tüketir' veya 'geçitli' kılar. Kararda, sanığın eylemi TCK m.302'yi oluşturmadığı için, TCK m.314'ten ceza verilmesi gerektiği sonucuna varılmıştır.