5607 sayılı Kanun'un 3. maddesinin 7. fıkrası uyarınca, 'ithali kanun gereği yasak olan bir eşyayı' ülkeye sokan kişi ile bu eşyayı 'bu özelliğini bilerek satın alan' kişi arasında cezai sorumluluk açısından bir fark var mıdır?
Hayır, cezai sorumluluk açısından bir fark yoktur. 5607 sayılı Kanun m.3/7, bu iki farklı fail tipini aynı cezai yaptırıma tabi tutmuştur. Fıkranın ilk cümlesi, 'İthali kanun gereği yasak olan eşyayı ülkeye sokan kişi, fiil daha ağır bir cezayı gerektiren suç oluşturmadığı takdirde, iki yıldan altı yıla kadar hapis ve yirmi bin güne kadar adlî para cezası ile cezalandırılır.' diyerek ithal etme fiilini düzenler. Fıkranın ikinci cümlesi ise, 'İthali yasak eşyayı, bu özelliğini bilerek satın alan, satışa arz eden, satan, taşıyan veya saklayan kişi, aynı ceza ile cezalandırılır.' hükmünü getirir. Bu düzenleme, sadece ithal etme eylemini değil, bu tür yasak eşyanın iç piyasadaki dolaşımını da engellemeyi amaçlar. Dolayısıyla, yasak eşyayı ülkeye sokan 'ithalatçı' ile bu eşyanın yasak olduğunu bilerek ondan satın alan 'alıcı' veya satan 'satıcı', aynı ceza (2-6 yıl hapis ve 20.000 güne kadar adli para cezası) ile cezalandırılır.