Hukuken geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı, mahkemeler açısından bir 'dava şartı' mıdır yoksa bir 'ilk itiraz' mıdır? Bu ayrımın usul hukuku açısından sonuçları nelerdir?
Geçerli bir tahkim sözleşmesinin varlığı, HMK sistematiğinde bir 'ilk itiraz' konusudur, 'dava şartı' değildir. HMK m.116/1-b'de 'tahkim itirazı' açıkça ilk itirazlar arasında sayılmıştır. Dava şartları (HMK m.114), mahkeme tarafından davanın her aşamasında re'sen (kendiliğinden) gözetilir ve eksikliği halinde dava, usulden reddedilir. İlk itirazlar ise, (HMK m.117) davalı tarafından en geç cevap dilekçesinde ileri sürülmelidir. Eğer davalı süresinde tahkim itirazında bulunmazsa, bu hakkından vazgeçmiş sayılır ve mahkeme davaya bakmaya devam eder. Yani mahkeme, taraflar ileri sürmedikçe tahkim sözleşmesinin varlığını kendiliğinden araştıramaz. Bu ayrım, tahkimin tarafların iradesine dayalı bir uyuşmazlık çözüm yolu olmasının bir sonucudur. Taraflar, tahkim anlaşmasına rağmen mahkemeye gitmeyi zımnen kabul edebilirler.