AİHM'in Yasak/Türkiye kararında, başvurucunun mahkumiyetine esas alınan delillerden hangilerinin 'hukuka uygunluk karinesinden yararlanan fiiller olmadığı' ve 'temel hakkın kullanımına ilişkin olmadığı' kabul edilmiştir? Bu ayrımın karardaki önemi nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139939

AİHM, Yasak/Türkiye kararında, mahkumiyete esas alınan deliller arasında bir ayrım yapmıştır. Mahkeme, 'Bank Asya'ya para yatırılması' ve 'başvurucunun sigorta primlerinin ödenmesi' gibi delillerin, yapıldıkları dönemde yasal olan ve temel hakların (mülkiyet hakkı, çalışma hakkı) kullanımına ilişkin fiiller olduğunu, bu nedenle tek başlarına suç delili olarak kullanılmalarının sorunlu olabileceğini ima etmiştir. Ancak, diğer deliller olan 'tanık beyanları' (başvurucunun örgütün mahrem yapılanmasında kod adıyla görev aldığına dair) ve 'HTS kayıtları'nın (örgüt üyeleriyle iletişim kurduğunu gösteren) bu nitelikte olmadığını, yani hukuka uygunluk karinesinden yararlanmadığını kabul etmiştir. Bu ayrımın önemi şudur: AİHM, incelemesini yasal ve meşru faaliyetler üzerinden değil, doğrudan suç şüphesi doğuran deliller (tanık beyanları, HTS kayıtları) üzerinden yapmış ve bu delillere dayalı mahkumiyetin öngörülebilir olduğuna karar vermiştir. Böylece, Yüksel Yalçınkaya kararındaki gibi yasal faaliyetlerin suç delili olarak kullanılması sorununa girmemiştir.