Bir siyasi parti yöneticisinin, terör örgütünün çağrısı üzerine yaptığı 'öz yönetim' açıklamasının Yargıtay tarafından 'ifade özgürlüğü' veya 'siyasi parti faaliyeti' kapsamında kabul edilmemesinin gerekçeleri nelerdir? (Yargıtay 16. CD, K: 2017/361)
Yargıtay, anılan kararında bu tür bir eylemin ifade özgürlüğü veya siyasi parti faaliyeti kapsamında kabul edilemeyeceğini birkaç gerekçeye dayandırmıştır: 1) Özgürlüğün Kötüye Kullanılması: Anayasa m.14 ve AİHS m.17, temel hak ve özgürlüklerin devlete karşı suç işlemek veya demokratik düzeni ortadan kaldırmak amacıyla kullanılamayacağını belirtir. Mahkeme, özgürlüklerin terör örgütlerince kötüye kullanılabileceğini vurgulamıştır. 2) Cebir ve Şiddetle İlişki: Bir faaliyetin siyasi faaliyet olarak korunabilmesi için, gerçekleştirildiği bağlam ile birlikte cebir ve şiddetten arınmış olması gerekir. 'Öz yönetim' açıklamaları, PKK/KCK terör örgütünün silahlı eylemleri, hendek kazmaları ve çatışmaları arefesinde yapıldığı için bu şiddet bağlamından ayrı düşünülemez. 3) Terör Örgütüyle Yapısal Bağlantı: Mahkeme, KCK'nın PKK ile organik, ideolojik ve felsefi bağlantısını tespit etmiş ve bu tür açıklamaların örgütün hiyerarşisi ve stratejisi doğrultusunda yapıldığını kabul etmiştir. Bu nedenle eylem, bağımsız bir siyasi faaliyet değil, terör örgütünün amacına hizmet eden bir eylem olarak görülmüştür. 4) Kanuna Karşı Hile: Belediyelerin yasal organı olan kent konseylerinin, örgüt amaçları doğrultusunda illegal faaliyetler için kullanılması 'kanuna karşı hile' olarak nitelendirilmiş ve hukuki korumadan yararlanamayacağı belirtilmiştir.