Yapı kayıt belgesi alınmasının, 5237 sayılı TCK'nın 184. maddesinde düzenlenen 'imar kirliliğine neden olma' suçu açısından hukuki niteliği nedir? Bu belgenin, binanın depremde yıkılması sonucu oluşan ölüm ve yaralanma neticeleri açısından bir 'hukuka uygunluk sebebi' teşkil edip etmediğini tartışınız.
Yapı kayıt belgesi, TCK m.184'te düzenlenen imar kirliliğine neden olma suçu açısından 'özel bir hukuka uygunluk sebebi' niteliğindedir. İmar Kanunu geçici m.16/4, 'Yapı Kayıt Belgesi verilen yapılarla ilgili bu Kanun uyarınca alınmış yıkım kararları ile tahsil edilemeyen idari para cezaları iptal edilir' hükmüyle, ruhsatsız veya ruhsata aykırı yapıyı imar hukuku açısından belirli bir meşruiyete kavuşturur. Bu nedenle, belgeyi alan kişi hakkında imar kirliliği suçundan soruşturma veya kovuşturma yapılamaz. Ancak, bu hukuka uygunluk hali sadece imar kirliliği suçuyla sınırlıdır. Belge, yapının depreme dayanıklı olduğunu teyit etmez. Nitekim geçici m.16/10'da depreme dayanıklılık sorumluluğunun malike ait olduğu açıkça belirtilmiştir. Dolayısıyla, binanın depremde yıkılması sonucu oluşan ölüm ve yaralanma gibi neticeler açısından yapı kayıt belgesi almak bir hukuka uygunluk sebebi teşkil etmez. Sorumluluk, imar mevzuatına aykırılıktan değil, binanın dayanıksız olmasından kaynaklanır ve bu neticelerden kusuru oranında ilgili kişiler (müteahhit, fenni mesul, kusurlu malik vb.) sorumlu olur.