3194 sayılı İmar Kanunu'nun geçici 16. maddesinde yer alan 'Yapının depreme dayanıklılığı hususu malikin sorumluluğundadır.' ifadesi, ceza hukuku açısından bir 'objektif sorumluluk' hali yaratır mı? 'Ceza sorumluluğunun şahsiliği' ilkesi çerçevesinde bu ifadeyi yorumlayınız.
Hayır, bu ifade ceza hukuku açısından bir 'objektif sorumluluk' hali yaratmaz. Ceza hukukunun temel ilkelerinden olan 'ceza sorumluluğunun şahsiliği' (TCK m.20), bir kişinin ancak kendi kusurlu fiilinden sorumlu tutulabileceğini, başkasının fiilinden veya sadece belirli bir statüye (örneğin 'malik' olma) sahip olmasından dolayı sorumlu tutulamayacağını ifade eder. İmar Kanunu'ndaki bu idari düzenleme, hukuki ve mali sorumluluğu malike yüklese de, ceza sorumluluğunu otomatik olarak tesis etmez. Bir malikin, binanın depremde yıkılması sonucu meydana gelen ölüm ve yaralanmalardan cezai olarak sorumlu tutulabilmesi için, TCK anlamında kusurlu bir fiilinin (kast veya taksir) olması gerekir. Örneğin, binayı kendisinin depreme dayanıksız inşa etmesi, taşıyıcı sistem olan kolon veya kirişleri kesmesi, depreme dayanıksız olduğunu bilmesine rağmen gerekli önlemleri almayarak binayı kiraya vermesi gibi somut, kusurlu bir eyleminin ve bu eylemle netice arasında illiyet bağının ispatlanması gerekir. Sırf malik olmak ve yapı kayıt belgesi almak, ceza sorumluluğu için yeterli değildir.