Yargıtay 16. Ceza Dairesi'nin 2017/361 K. sayılı kararında, sanığın yaptığı 'öz yönetim' açıklamasının, sonrasında meydana gelen ölüm ve yaralanma gibi vahim eylemlerle arasında 'nedensellik (illiyet) bağı' olmadığına karar verilmiştir. Mahkemenin bu sonuca ulaşırken kullandığı hukuki argümanlar ve teoriler nelerdir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139907

Yargıtay bu kararında, ceza hukukundaki nedensellik bağı teorilerini (Şart Teorisi, Uygun Sebep Teorisi, Objektif İsnadiyet Teorisi) ayrıntılı olarak tartışmıştır. Mahkeme, en geniş sorumluluk alanını çizen 'Şart Teorisi' açısından dahi, örgüt üzerinde hakimiyeti bulunmayan ve sadece kendisine verilen görevi ifa eden sanığın açıklamasının, sonrasındaki terör eylemlerinin 'olmazsa olmaz' koşulu olarak kabul edilemeyeceğine karar vermiştir. 'Karma Uygunluk Teorisi' açısından, sanığın sadece bir basın açıklaması yapmasının, ölüm veya yaralanma gibi neticeleri meydana getirmeye 'uygun ve elverişli' bir hareket olmadığını belirtmiştir. 'Objektif İsnadiyet Teorisi' açısından ise, meydana gelen vahim neticelerin sanığın 'eseri' olmadığını, örgütün kendi planlaması dahilindeki üçüncü kişilerin eylemleri olduğunu vurgulamıştır. Sonuç olarak, sanığın eylemi (basın açıklaması) ile meydana gelen vahim neticeler (ölüm, yaralanma) arasında hukuken kabul edilebilir bir nedensellik bağı kurulamayacağı için, sanığın bu neticelerden (TCK m.302) sorumlu tutulamayacağına, eyleminin TCK m.217 (Kanunlara Uymamaya Tahrik) ve TCK m.314 (Örgüt Üyeliği) kapsamında değerlendirilmesi gerektiğine hükmetmiştir.