Yasak/Türkiye kararında AİHM, başvurucunun adil yargılanma hakkına (AİHS m.6) ilişkin bir şikayeti olmamasına rağmen, 'savunma haklarına saygı gösterilmediğine dair bir tespitin yapılmadığı bir yargılama' ifadesini kullanmıştır. Bu yaklaşımın eleştirel bir değerlendirmesini yapınız.
Bu yaklaşım, AİHM'nin yetki alanı ve ispat kuralları açısından eleştiriye açıktır. AİHM, kural olarak tarafların iddialarıyla bağlıdır (ne ultra petita). Başvurucunun AİHS m.6 kapsamında bir şikayet ileri sürmediği bir durumda, Mahkeme'nin yargılamanın adil olduğuna dair varsayımsal bir tespitte bulunması ve bu tespiti AİHS m.7 analizini desteklemek için kullanması sorunludur. Metinde de belirtildiği gibi, Anayasa Mahkemesi'nin başvuruyu 'olağan kanun yollarının tüketilmediği' gerekçesiyle reddetmesi, yargılamanın esastan adil olup olmadığına dair bir inceleme yapılmadığı anlamına gelir. AİHM'in, esası incelenmemiş bir konuda yargılamanın adil olduğunu varsayarak başvurucu aleyhine bir sonuca ulaşması, 'adil yargılanma' hakkının güvencelerini zayıflatabilecek ve Mahkeme'nin kendi içtihadıyla çelişebilecek bir tutumdur.