Arsa payı karşılığı inşaat sözleşmelerinde, arsa sahibinin tapuyu devretmekten kaçınması durumunda, yükleniciden daire satın alan üçüncü kişinin açtığı tescil davasında Yargıtay'ın 30.09.1988 tarihli İçtihadı Birleştirme Kararı'nın rolü nedir? Bu karar, şekle aykırı sözleşmelere hangi koşullarda hukuki sonuç bağlanmasını sağlamaktadır?
Normalde, tapulu taşınmazların mülkiyetini devir borcu doğuran sözleşmelerin (satış vaadi gibi) resmi şekilde (noterde veya tapuda) yapılması bir geçerlilik şartıdır (TMK m. 706, BK m. 213, Noterlik K. m. 60). Şekle aykırı (örneğin adi yazılı) sözleşmeler kesin hükümsüzdür ve bu sözleşmelere dayanılarak tescil talep edilemez. Ancak, Yargıtay'ın 30.09.1988 tarihli ve 1987/2 E., 1988/2 K. sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı (İBK), bu kurala TMK m. 2'deki dürüstlük kuralı çerçevesinde önemli bir istisna getirmiştir. Bu İBK'ya göre, Kat Mülkiyeti Kanunu'na tabi olmak üzere yapımına başlanan bir taşınmazdan bağımsız bölüm satın alınmasına ilişkin adi yazılı bir sözleşme olmasına rağmen; 1) Alıcı (üçüncü kişi), sözleşmeden doğan tüm borçlarını (satış bedelini ödeme gibi) tamamen ifa etmişse, 2) Satıcı (yüklenici/arsa sahibi), bağımsız bölümü alıcıya teslim etmiş ve alıcı da bu yeri malik gibi kullanmaya başlamışsa, bu koşullar altında satıcının, sonradan sözleşmenin şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu ileri sürerek tapuyu devretmekten kaçınması, TMK m. 2'deki dürüstlük kuralına ve 'hakkın kötüye kullanılması yasağı'na aykırılık teşkil eder. Bu durumda, şekil eksikliğine rağmen olayın özelliğine göre mahkeme, açılan tescil davasını kabul edebilir. Bu karar, şekil şartının katı uygulamasının yaratacağı adaletsizlikleri önlemeyi amaçlamaktadır. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/temlik-sozlesmesine-dayali-tescil/)