Ev sahibinin, 'kendim oturacağım' gerekçesiyle kiracının tahliyesini sağlamak için açacağı davanın (TBK m. 350) kabul edilebilmesi için, 'ihtiyacın gerçek, samimi ve zorunlu olması' kriteri Yargıtay tarafından nasıl yorumlanmaktadır? Ev sahibinin dava devam ederken kiralananı satışa çıkarması bu kriteri nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139407

TBK m. 350'ye dayalı tahliye davalarında Yargıtay, ihtiyacın varlığının ispatını yeterli görmemekte; ayrıca bu ihtiyacın 'gerçek, samimi ve zorunlu' olmasını aramaktadır. Bu, kanunda açıkça yazmasa da Yargıtay içtihatlarıyla geliştirilmiş bir kriterdir ve amacın, kanunun kötüye kullanılmasını (örneğin daha yüksek kiraya vermek için kiracıyı çıkarma) önlemektir. 'Gerçek, samimi ve zorunlu' olma, her somut olayın özelliğine göre hâkim tarafından takdir edilir. Yargıtay'a göre, ev sahibinin davranışları bu ihtiyacın samimiyetiyle çelişmemelidir. Örneğin, Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2012/3845 E. sayılı kararında belirtildiği gibi, tahliye davası açan ev sahibinin, dava devam ederken veya tahliyeden hemen sonra kiralananı satışa çıkarması, ihtiyacının samimi ve zorunlu olmadığını gösteren güçlü bir karinedir. Çünkü gerçekten konuta ihtiyacı olan bir kişinin, oturmayı planladığı bu yeri satmaya çalışması hayatın olağan akışına aykırıdır. Bu tür bir davranış, asıl amacın tahliye olduğunu, ihtiyacın ise bir bahane olarak kullanıldığını düşündürür ve davanın reddedilmesine neden olur. (Kaynak: kadimhukuk.com.tr/makale/ev-sahibi-kendim-oturacagim-diye-kiraciyi-cikarabilir-mi/)