Olası kast ile bilinçli taksir arasındaki ayrımı belirleyen temel teorik kriterler nelerdir? Failin, öngördüğü neticeye karşı zihinsel tutumu bu iki kavramı nasıl birbirinden ayırır? 'Olursa olsun' ve 'bir şey olmaz' formülleri bu ayrımdaki rolünü açıklayınız.

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139403

Olası kast (TCK m. 21/2) ile bilinçli taksir (TCK m. 22/3) arasındaki temel ayrım, her ikisinde de ortak olan 'öngörme' unsuruna rağmen, failin öngördüğü neticeye karşı takındığı iradi tutumda yatar. Her iki durumda da fail, eyleminin hukuka aykırı bir neticeye yol açabileceğini öngörür. Farklılık, bu öngörüye rağmen eyleme devam etme motivasyonunda ortaya çıkar. Olası kastta, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmesini göze alır, neticeye kayıtsız kalır ve adeta 'olursa olsun' diyerek hareket eder. Neticenin gerçekleşmesini istemese bile, gerçekleşme ihtimalini kabullenir. Bu nedenle olası kastta bir 'kabullenme' veya 'kayıtsızlık' unsuru vardır. Bilinçli taksirde ise, fail öngördüğü neticenin gerçekleşmesini kesinlikle istemez. Neticenin gerçekleşmeyeceğine dair şahsi yeteneklerine, tecrübesine, şansına veya başka bir etkene 'güvenerek' hareket eder. Burada fail, 'bir şey olmaz', 'ben hallederim', 'o kadar da olmaz' gibi bir düşünceyle risk alır, ancak neticenin gerçekleşeceğini kabullenmez. Dolayısıyla, olası kastta iradi unsur 'kabullenme' iken, bilinçli taksirde 'kabullenmeme, gerçekleşmeyeceğine güvenme' şeklindedir. 'Olursa olsun' formülü olası kastı, 'bir şey olmaz' formülü ise bilinçli taksiri tanımlamak için kullanılan pratik ayrımlardır. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/guncel-olaylar-uzerinden-bir-baska-olasi-kast-bilincli-taksir-tartısması)