TCK m. 134/2'de düzenlenen 'görüntü veya seslerin ifşası suretiyle özel hayatın gizliliğini ihlal' suçu ile TCK m. 136'da düzenlenen 'verileri hukuka aykırı olarak verme veya ele geçirme' suçu arasındaki ayrım, Yargıtay kararları ışığında nasıl yapılmaktadır? Mağdurun günlük kıyafetleriyle kamuya açık alanda çekilmiş bir fotoğrafının, rızası dışında sosyal medyada yayınlanması hangi suçu oluşturur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139401

Yargıtay, bu iki suç arasındaki ayrımı, yayınlanan içeriğin 'özel hayatın gizliliği' kapsamında olup olmamasına göre yapmaktadır. TCK m. 134/2'nin konusu, kişinin özel yaşam alanına ilişkin, yani başkalarının görmesini ve bilmesini istemeyeceği, mahremiyet içeren görüntü veya seslerdir (örneğin çıplak fotoğraflar, yatak odası görüntüleri). TCK m. 136'nın konusu ise, bu nitelikte olmasa da 'kişisel veri' sayılan her türlü bilgidir. Bir kişinin fotoğrafı, TCK m. 136 anlamında bir kişisel veridir. Yargıtay 12. Ceza Dairesi'nin 2020/7459 K. sayılı kararında belirtildiği gibi, mağdurun günlük kıyafetleriyle kamuya açık alanda çekilmiş ve hatta daha önce kendi rızasıyla sosyal medyada paylaşmış olabileceği bir fotoğraf, 'özel hayatın gizli alanı'na dahil bir görüntü olarak kabul edilmez. Bu fotoğrafın, mağdurun rızası hilafına, onu rahatsız etmek veya başka bir amaçla üçüncü kişilere gönderilmesi veya sosyal medyada yeniden yayınlanması, özel hayatın gizliliğini ihlal (TCK m. 134/2) suçunu değil, kişisel veri niteliğindeki fotoğrafın hukuka aykırı olarak yayılması/verilmesi suçunu, yani TCK m. 136'daki suçu oluşturur. Dolayısıyla belirleyici kriter, görüntünün mahremiyet derecesidir. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/ceza-hukuku/internetten-sosyal-medyadan-ozel-hayatin-gizliligini-ihlal-ifsa-sucu.html)