İİK m. 128/a uyarınca kıymet takdirine süresinde itiraz etmeyen bir ilgili, daha sonra ihalenin feshi davasında kıymet takdirinin usulsüz olduğunu ileri sürebilir mi? Süresinde itiraz etmiş olmanın, ihalenin feshi davasındaki rolü nedir?
Kural olarak, kıymet takdir raporu kendisine usulüne uygun tebliğ edilen bir ilgili (borçlu, alacaklı vb.), tebliğden itibaren yedi gün içinde icra mahkemesine şikayet yoluyla itiraz etmezse, kıymet takdiri kesinleşir. Kesinleşen bu kıymet takdirine karşı, daha sonra ihalenin feshi davasında 'kıymet takdirinin düşük olduğu' veya 'usulsüz yapıldığı' iddiası ileri sürülemez (Y12HD-K.2021/478). Bu, satış öncesi işlemlere karşı şikayet hakkının süresinde kullanılmamasının bir sonucudur. Ancak, eğer ilgili, yasal yedi günlük süre içinde kıymet takdirine itiraz etmiş ve icra mahkemesi bu itirazı reddetmişse, durum değişir. İcra mahkemesinin kıymet takdirine itiraz üzerine verdiği kararlar kesin olmakla birlikte (temyizi kabil değildir), süresinde şikayet hakkını kullanan ilgili, daha sonra açacağı ihalenin feshi davasında, icra mahkemesinin bu hatalı kararını ve dolayısıyla kıymet takdirinin usulsüzlüğünü bir fesih nedeni olarak ileri sürebilir (Y12HD-K.2021/2267). Yani, süresinde şikayet hakkını kullanmış olmak, bu konuyu ihalenin feshi aşamasında yeniden tartışmaya açabilmenin ön koşuludur. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/medeni-hukuk/ihalenin-feshi-davasi-nedenleri.html)