Ceza Muhakemesi Kanunu (CMK) m. 109'da düzenlenen adli kontrol tedbirlerinden olan 'yurt dışına çıkış yasağı' ile 'konutunu terk etmemek (ev hapsi)' tedbirlerinin, yargılama sonunda verilecek mahkumiyet cezasından mahsup edilip edilmemesi (CMK m. 109/6) konusunda ne gibi bir ayrım bulunmaktadır? Bu ayrımın altında yatan temel felsefe nedir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139381

CMK m. 109/6 uyarınca, kural olarak adli kontrol altında geçen süre, şahsi hürriyeti sınırlama sebebi sayılarak cezadan mahsup edilemez. Bu kuralın tek istisnası, CMK m. 109/3-(j) bendinde düzenlenen 'konutunu terk etmemek' yani ev hapsi tedbiridir. Bu tedbir altında geçen her iki gün, cezanın mahsubunda bir gün olarak dikkate alınır. Bu ayrımın temelindeki felsefe, tedbirlerin kişi özgürlüğüne müdahalesinin yoğunluğundaki farklılıktır. Yurt dışına çıkış yasağı, imza atma yükümlülüğü gibi tedbirler kişinin seyahat özgürlüğünü veya serbestisini belirli ölçüde kısıtlasa da, kişi sosyal ve mesleki hayatına büyük ölçüde devam edebilir. Ancak 'konutunu terk etmemek' (ev hapsi), kişinin özgürlüğünü neredeyse tutukluluk derecesinde kısıtlayan, onu belirli bir mekâna hapseden çok ağır bir tedbirdir. Kişinin sosyal hayattan tamamen tecrit edilmesine neden olan bu tedbirin, ceza infazına benzer bir ağırlık taşıdığı kabul edilmiş ve bu nedenle adalet ve ölçülülük ilkeleri gereğince cezadan mahsubu öngörülmüştür. Diğer adli kontrol türleri ise bu ağırlıkta görülmediği için mahsup dışı bırakılmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/adli-kontrol-karari-nedir.html)