Kaybolmuş veya hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunda (TCK m. 160) failin manevi unsuru ne olmalıdır? Failin, bulduğu eşyanın sahibini bilmesi veya kolayca öğrenebilecek durumda olması, suçun vasfını nasıl etkiler?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139378

TCK m. 160'ta düzenlenen suç, kasten işlenebilen bir suçtur. Failin manevi unsuru, bulduğu veya hata sonucu ele geçirdiği eşyanın başkasına ait olduğunu bilmesine rağmen, onu iade etmek yerine malik gibi tasarrufta bulunma (sahiplenme) kastıdır. Failin, eşyanın yitirilmiş (kaybolmuş) bir mal olduğu inancıyla hareket etmesi gerekir. Ancak, failin bulduğu eşyanın sahibini bilmesi veya çok kısa bir araştırma ile öğrenebilecek durumda olması, suçun vasfını TCK m. 160'tan hırsızlık suçuna dönüştürür. Yargıtay içtihatlarında da belirtildiği üzere, eşyanın kime ait olduğunun bilinmesi durumunda artık 'kaybolmuş eşya'dan söz edilemez; bu durumda eşyayı alıp sahiplenmek, zilyedin rızası dışında malı alıkoymak anlamına gelir ki bu da hırsızlık suçunun tanımına uyar. Örneğin, üzerinde isim ve adres bulunan bir cüzdanı bulan veya bir iş yerinde unutulan ve kime ait olduğu soruşturularak kolayca bulunabilecek bir eşyayı alıp giden kişinin eylemi TCK m. 160 değil, hırsızlık olarak kabul edilir. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html)