Ölen eşinden dolayı dul aylığı alan bir kişinin, yeniden evlenmesine rağmen bu durumu kuruma bildirmeyerek aylık almaya devam etmesi eylemi, Yargıtay tarafından neden 'nitelikli dolandırıcılık' (TCK m. 158) değil de, 'hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf' (TCK m. 160) olarak nitelendirilmiştir? (Yargıtay 11. CD - Karar No: 2010/6006)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139371

Yargıtay'ın bu nitelendirmeyi yapmasının temel sebebi, dolandırıcılık suçunun kilit unsuru olan 'hileli hareketin' somut olayda bulunmadığı tespitidir. Dolandırıcılık suçunun (TCK m. 157, 158) oluşabilmesi için, failin aktif olarak hileli davranışlarda bulunarak, kurum veya kişiyi aldatması ve bu aldatma sonucu bir menfaat temin etmesi gerekir. Somut olayda ise fail, herhangi bir sahte belge düzenlememiş, yanlış beyanda bulunmamış veya kurumu yanıltmaya yönelik aktif bir eylem yapmamıştır. Failin eylemi, sadece evlendiği bilgisini kuruma 'bildirmemekten', yani 'pasif bir davranıştan' ibarettir. Kurumun, kişinin medeni durumundaki değişikliği Nüfus Müdürlüğü kayıtlarından periyodik olarak kontrol etme imkanı ve yükümlülüğü vardır. Kurumun kendi ihmali veya denetim eksikliği nedeniyle, hak sahipliği sona eren kişiye ödeme yapmaya devam etmesi, kurumun kendi 'hatası' olarak kabul edilmektedir. Fail, kurumun bu hatası sonucu hesabına yatan ve artık hak etmediği paraları alarak, 'hata sonucu ele geçmiş bir mal (para) üzerinde tasarrufta' bulunmuş olmaktadır. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2010/6006 K. sayılı kararında da vurgulandığı gibi, sadece bildirim yükümlülüğünü yerine getirmeme şeklindeki pasif ihmal, dolandırıcılık suçunun unsuru olan aktif 'hileli hareketi' oluşturmaz. Bu nedenle eylem TCK m. 160 kapsamında değerlendirilmiştir. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html)