Yargıtay 3. Ceza Dairesi'nin 19/10/2021 tarihli ve 2021/9620 K. sayılı kararında, ByLock tespit tutanağında sanığı eklediği görülen kişinin tanık olarak dinlenmesi gerektiği belirtilmiştir. Bu yaklaşımın, maddi gerçeğe ulaşma ve 'şüphenin sanık lehine yorumlanması' ilkesi açısından önemini açıklayınız.
Bu yaklaşım, maddi gerçeğe ulaşma ve şüphenin giderilmesi açısından büyük önem taşır. Bir ByLock tespit tutanağında, sanığa atfedilen ID'nin başka bir ID tarafından eklendiğinin görülmesi, bu iki kullanıcı arasında bir bağ olduğunu gösterir. Ancak bu bağın niteliği ve sanığın gerçekten o ID'nin kullanıcısı olup olmadığı, tek başına bu teknik veriden anlaşılamaz. Sanığı eklediği görülen kişinin kimliğinin tespit edilip tanık olarak dinlenmesi, bu teknik veriyi somutlaştıracak ve anlamlandıracak en önemli delillerden biridir. Bu tanık, sanığı tanıyıp tanımadığını, hangi isimle kaydettiğini, iletişim kurup kurmadıklarını, ID'nin gerçekten sanığa mı ait olduğunu yoksa başka bir vesileyle mi eklediğini açıklayabilir. Bu tanığın beyanı, sanığın savunmasını doğrulayabilir veya çürütebilir. Yargıtay'ın bu yönde bir araştırma yapılmasını zorunlu görmesi, sadece teknik rapora dayalı bir mahkumiyetin yeterli olmayacağını, delillerin birbirleriyle ve tanık beyanlarıyla desteklenmesi gerektiğini vurgular. Eğer bu tanık bulunamazsa veya beyanları şüpheyi gidermezse, 'şüphe sanık lehine yorumlanır' ilkesi gereği, sanığın ByLock kullanıcısı olduğu yönündeki şüphe mahkumiyete yeterli görülmeyebilir. Bu, adil yargılanma ve ispat hukukunun temel bir gereğidir. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/silahlarin-esitligi-ve-celismeli-yargilama/)