Bir ceza davasında, sanığın aleyhindeki en önemli delil olan ByLock tespit tutanağındaki 'roster' (kişi listesi) kayıtlarında yer alan diğer kişilerin kimliklerinin tespiti ve tanık olarak dinlenmeleri, 'çelişmeli yargılama' ilkesi açısından neden önemlidir? Mahkemenin bu talebi reddetmesi hangi hakkın ihlaline yol açar? (Anayasa Mahkemesi, Harun Evren Başvurusu)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139331

Çelişmeli yargılama ilkesi (Anayasa m. 36), taraflara dava dosyasındaki deliller hakkında bilgi sahibi olma, bu delillere karşı beyanda bulunma, delillerin güvenirliğini ve doğruluğunu tartışma imkanı verilmesini gerektirir. ByLock tespit tutanağı, iddia makamının sanık aleyhine sunduğu bir delildir. Bu delilin içeriğinde yer alan 'roster' (kişi listesi) kayıtlarındaki diğer kişilerin ifadeleri, bu delilin doğruluğunu ve sanıkla olan ilgisini teyit veya tekzip edebilecek niteliktedir. Örneğin, listedeki bir kişi sanığı tanımadığını, ByLock üzerinden hiç görüşmediğini veya ID'nin başka birine ait olduğunu söyleyebilir. Bu nedenle, sanığın, bu kişilerin kimliklerinin tespit edilerek tanık olarak dinlenmelerini talep etmesi, aleyhindeki delile karşı savunma yapma ve delilin güvenirliğini sorgulama hakkının bir parçasıdır. Anayasa Mahkemesi'nin Harun Evren kararında da vurguladığı gibi, mahkemenin bu tür bir talebi, özellikle de sanığın kendisinin bu delili elde etme imkanı yokken, gerekçesiz olarak reddetmesi, sanığı aleyhindeki delil karşısında savunmasız bırakır. Bu durum, sanığın delili tartışma ve çürütme imkanını elinden alarak 'çelişmeli yargılama' ve 'silahların eşitliği' ilkelerini, dolayısıyla adil yargılanma hakkını ihlal eder. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/silahlarin-esitligi-ve-celismeli-yargilama/)