Karşılıklı hakaret ve saldırının olduğu bir olayda, ilk haksız hareketin kimden kaynaklandığı belirlenemediği için sanık hakkında TCK m. 29 uyarınca haksız tahrik indirimi uygulanmıştır. Yargıtay 6. Ceza Dairesi'nin 04.12.2023 tarihli kararında, bu durumda takdiren 3/4 (azami) oranında indirim yapılmasını hukuka uygun bulmasının ardındaki mantık ne olabilir? Bu, YCGK'nın 2002 tarihli 'asgari oran' içtihadından bir sapma mıdır?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139328

Bu karar, YCGK'nın 2002 tarihli 'asgari oran' içtihadının mutlak bir kural olmadığını, mahkemenin takdir yetkisinin geniş olduğunu gösteren önemli bir örnektir. Kararın ardındaki mantık, mahkemenin somut olayın özelliklerini değerlendirerek, sanığın maruz kaldığı haksız tahrikin etkisinin çok yoğun olduğu kanaatine varması olabilir. İlk haksız hareketin kimden geldiği belirsiz olsa da, olayda 'karşılıklı hakaret' ve mağdurun da sanığa 'saldırmış olması' gibi olgular sabittir. Mahkeme, bu sabit olgulardan hareketle, sanığın eyleminin neredeyse meşru savunma sınırlarına yaklaşan, son derece yoğun bir hiddet ve elem altında işlendiği sonucuna varmış olabilir. Bu durumda, 'şüpheden sanık yararlanır' ilkesini en geniş şekilde yorumlayarak, sanığın maruz kalmış olabileceği en ağır tahrik senaryosunu varsaymış ve indirimi de en üst sınırdan (3/4) uygulamıştır. Bu durum, YCGK'nın 2002 tarihli içtihadından bir sapmadır, ancak bir içtihat değişikliğinden ziyade, TCK m. 29'un mahkemeye tanıdığı takdir yetkisinin, somut olayın ağırlığına göre en üst düzeyde kullanılabileceğini gösteren bir uygulamadır. Bu, 'makul oran' takdirinin azami sınıra kadar genişletilebileceğini teyit eder. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ilk-haksiz-hareketin-kimden-geldiginin-belirlenemedigi-durumda-haksız-tahrik/)