Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin 11.01.2024 tarihli ve 2023/4912 E. sayılı kararında, ilk haksız hareketin kimden geldiğinin belirlenemediği bir durumda, haksız tahrik indiriminin 'asgari' oranda değil, 'makul' bir oranda yapılması gerektiği belirtilmiştir. Bu 'makul oran' kavramı, mahkemenin takdir yetkisi ve YCGK'nın 2002 tarihli 'asgari oran' içtihadı ile nasıl bir ilişki içindedir?
Bu karar, mahkemenin takdir yetkisini ön plana çıkaran ve YCGK'nın 2002 tarihli 'asgari oran' içtihadının katı bir kural olarak uygulanmaması gerektiğini ima eden bir yaklaşımdır. YCGK'nın 2002 tarihli kararı, şüphe durumunda asgari (1/4) oranda indirim yapılması yönünde bir standart oluşturmuştu. Ancak Yargıtay 1. Ceza Dairesi'nin bahsi geçen 'makul oran' vurgusu, bu standardın her olaya mekanik olarak uygulanmasının adil sonuçlar doğurmayabileceğini göstermektedir. 'Makul oran' kavramı, hakime, ilk haksız hareketin kimden geldiği belirsiz olsa da, dosya kapsamındaki diğer delillere göre (tarafların kavga öncesi durumu, olayın gelişim şekli, karşılıklı eylemlerin ağırlığı vb.) haksız tahrikin sanık üzerindeki olası etkisini değerlendirerek, 1/4 ile 3/4 arasındaki yasal skala içinde somut olaya en uygun oranı belirleme serbestisi tanır. Yani, her şüphe durumunda indirimin en alt sınırdan yapılması zorunlu değildir. Mahkeme, olayın koşullarına göre tahrikin etkisinin 'hafif' olmadığı, 'orta' veya 'orta-ağır' bir düzeyde olabileceği kanaatine varırsa, 1/3, 1/2 gibi daha yüksek, yani 'makul' bir indirim oranı uygulayabilir. Bu yaklaşım, TCK m. 29'un ruhuna daha uygun olup, mahkemenin takdir yetkisini, YCGK'nın yerleşik içtihadının daraltıcı etkisinden kurtararak genişletmektedir. (Kaynak: sen.av.tr/tr/makale/ilk-haksiz-hareketin-kimden-geldiginin-belirlenemedigi-durumda-haksız-tahrik/)