Yargıtay HGK'nın 2022/709 E. sayılı kararında, davacının dayandığı adi yazılı satış protokolünün, davalı arsa sahibinin 'takas' iddiasını ileri sürdüğü tarihten sonraki bir tarih taşıması durumunda, ispat hukuku açısından nasıl bir değerlendirme yapılması gerekirdi? 1086 sayılı (mülga) HUMK m. 299/2'nin bu konudaki rolünü açıklayınız.
Yargıtay HGK kararındaki karşı oyda da değinilen bu husus, adi senetlerin üçüncü kişilere karşı delil olma tarihiyle ilgilidir. Mülga HUMK m. 299/2 (ve benzer şekilde HMK'da da düzenlenen ilkelerle), bir adi senedin (somut olayda 'Satış Protokolü') içeriğindeki tarihin, o senedin tarafı olmayan üçüncü kişilere (somut olayda davalı arsa sahibi) karşı delil teşkil etmeyeceğini, senedin üçüncü kişilere karşı ancak resmi bir işleme (noterde onaylatma, mahkemeye ibraz vb.) konu edildiği veya imzalayanlardan birinin öldüğü tarihten itibaren hüküm ifade edeceğini belirtir. Somut olayda, davacı, yüklenici ile yaptığı 20.11.2000 tarihli adi yazılı protokole dayanmaktadır. Davalı arsa sahibi ise, yüklenici ile daha önceki bir tarihte (10.03.2000'deki satıştan önce) takas yaptıklarını iddia etmektedir. Eğer davacının dayandığı protokol, dava tarihine kadar hiçbir resmi işleme konu edilmemişse, arsa sahibi açısından hukuken 'dava tarihinde' düzenlenmiş gibi kabul edilir. Bu durumda, arsa sahibinin daha önceki bir tarihte gerçekleştiğini iddia ettiği 'takas' olgusu, sonraki tarihli sayılan bu protokole karşı ileri sürülebilir ve bu iddianın tanıkla ispatı mümkün hale gelebilirdi. Çünkü bu durumda artık senede karşı ileri sürülen bir hukuki işlem değil, senedin geçerliliğini etkileyen daha önceki bir olgu söz konusudur. Karşı oyda da bu duruma dikkat çekilerek, takas iddiasının tanıkla ispat edilebileceği ve direnme kararının onanması gerektiği savunulmuştur. (Kaynak: www.zulkufarslan.av.tr/temlik-sozlesmesine-dayali-tescil/)