5271 sayılı CMK'nın 7. maddesi, görevsiz mahkemece yapılan işlemlerin hükümsüzlüğünü düzenlerken, bu kuralın 'muhakemenin kesintisizliği, doğrudan doğruyalık ve usul ekonomisi' ilkeleriyle ilişkisini, özellikle HAGB sonrası hükmü açıklama yetkisi bağlamında değerlendiriniz. (Yargıtay 19. CD, E: 2016/16205, K: 2017/5449)

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139320

CMK m. 7'deki hükümsüzlük kuralı, adil yargılanma hakkının temel güvencelerinden olan 'kanuni hakim' ilkesini korumayı amaçlar. Ancak bu kuralın katı uygulanması, bazı durumlarda diğer önemli muhakeme ilkeleriyle çatışabilir. Yargıtay 19. Ceza Dairesi'nin ilgili kararındaki muhakemede bu durum ele alınmıştır. HAGB kararı veren bir mahkemenin, denetim süresi içinde yeni suç işlenmesi üzerine hükmü açıklama yetkisine sahip olması, 'muhakemenin kesintisizliği' ve 'doğrudan doğruyalık' ilkelerinin bir gereğidir. Çünkü HAGB kararını veren hakim, dosyanın esasına, delillere ve sanığın durumuna en vakıf olan kişidir. Hükmü açıklama aşamasında, (HSK kararıyla görev dağılımı değişmiş olsa bile) bu işin başka bir mahkemeye verilmesi, yeni mahkemenin dosyaya yeniden vakıf olmasını gerektirecek, bu da 'usul ekonomisi' ilkesine aykırı olarak yargılamayı uzatacaktır. Yargıtay, bu durumda, HAGB kararını veren mahkemenin hükmü açıklamaya da görevli olduğunu kabul ederek, CMK m. 7'nin katı bir yorumu yerine, yargılamanın bütünlüğü ve etkinliği ilkelerine üstünlük tanımıştır. Yani, HAGB kararı verildiği anda görevli olan mahkemenin, sonradan görevli olmasa bile, o davaya özgü olarak hükmü açıklama işlemini tamamlaması, muhakeme ilkeleri açısından daha tutarlı bir çözüm olarak görülmüştür. (Kaynak: barandogan.av.tr/blog/mevzuat/cmk-madde-7-gorevli-olmayan-hakim-veya-mahkemenin-islemleri.html)