Hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçu (TCK m. 160) ile dolandırıcılık suçu (TCK m. 157) arasındaki ayrımı, özellikle failin ve mağdurun iradi durumu açısından karşılaştırınız. Banka görevlisinin hatasıyla hesaba fazla para yatırılması ve bu paranın çekilmesi eylemi neden dolandırıcılık değil de TCK m. 160 kapsamında değerlendirilir?
Her iki suçta da fail haksız bir menfaat elde eder, ancak bu menfaatin elde ediliş biçimi suçların vasfını ayırır. Dolandırıcılık suçunda (TCK m. 157), fail, hileli davranışlarla mağduru aldatarak onun iradesini sakatlar ve bu sakatlanmış iradeye dayanarak kendisine veya başkasına bir yarar sağlar. Yani, dolandırıcılıkta failin aktif bir aldatma eylemi ve bu eylem sonucu mağdurun hataya düşürülmesi söz konusudur. Hata sonucu ele geçmiş eşya üzerinde tasarruf suçunda (TCK m. 160) ise, eşyanın (veya paranın) failin zilyetliğine geçmesi, failin bir hilesi veya aldatması sonucu değil, mağdurun, üçüncü bir kişinin veya sistemin kendiliğinden yaptığı bir hata sonucu gerçekleşir. Fail bu hatayı yaratmaz, sadece mevcut hatadan yararlanarak malı sahiplenir. Yargıtay 11. Ceza Dairesi'nin 2009/12167 K. sayılı kararında ele alınan olayda, sanık boş zarfla para yatırma işlemi yapmış, ancak banka görevlisi dalgınlıkla hesaba para varmış gibi kayıt geçmiştir. Sanığın bu parayı çekmesi dolandırıcılık sayılmamıştır, çünkü sanık banka görevlisini hileli bir davranışla aldatmamıştır. Hata, tamamen görevlinin dikkatsizliğinden kaynaklanmıştır. Sanık, bu hatadan yararlanarak, 'hata sonucu ele geçmiş' olan para üzerinde tasarrufta bulunmuştur. Bu nedenle eylem TCK m. 160 kapsamında kalmıştır. (Kaynak: barandogan.av.tr/.../kaybolmus-veya-hata-sonucu-ele-gecmis-esya-uzerinde-tasarruf-sucu-cezasi.html)