Tehdit suçunun (TCK m. 106) nitelikli hallerinden olan 'var olan veya var sayılan suç örgütlerinin oluşturdukları korkutucu güçten yararlanılarak' (m. 106/2-d) işlenmesi halinin uygulanabilmesi için, kullanılan örgütün niteliği nasıl olmalıdır? Failin, Japonya'daki 'Yakuza' örgütünün adını kullanarak Türkiye'de birini tehdit etmesi bu fıkra kapsamında değerlendirilir mi?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139260

TCK m. 106/2-d'nin uygulanabilmesi için, failin, tehdidin etkisini artırmak amacıyla, mağdur üzerinde korku yaratma potansiyeli olan bir suç örgütünün ismini veya gücünü kullanması gerekir. Buradaki temel unsur, örgütün 'korkutucu gücünün' mağdur tarafından algılanabilir ve hissedilebilir olmasıdır. Örgütün hukuken varlığının kesinleşmiş bir mahkeme kararıyla tespit edilmiş olması şart değildir; kamuoyunda bu şekilde bilinen 'var sayılan' bir örgüt olması da yeterlidir. Ancak, örgütün korkutucu gücü, somut olayın ve mağdurun bulunduğu sosyal çevrenin koşullarına göre değerlendirilmelidir. Makalede verilen örnekte olduğu gibi, Türkiye'de bir kasabada yaşayan failin, mağdur üzerinde somut bir korkutuculuğu ve bilinirliği olmayan, uzak bir coğrafyaya ait 'Yakuza' gibi bir suç örgütünün adını kullanması, bu nitelikli halin uygulanması için yeterli görülmemelidir. Çünkü bu durumda, örgütün korkutucu gücünden objektif olarak yararlanıldığı söylenemez. Nitelikli halin uygulanabilmesi için, kullanılan örgütün, en azından mağdurun yaşadığı çevrede korku ve endişe yaratacak bir bilinirliğe sahip olması gerekir. (Kaynak: ayboga.av.tr/tehdit-sucu-ve-cezasi/)