Türk Medeni Kanunu'nda (TMK) düzenlenen özel boşanma sebeplerinden olan zina (TMK m. 161) ile hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162) arasında dava açma hakkını düşüren 'af' kurumunun uygulanması açısından bir farklılık var mıdır? Affın ne zaman gerçekleşmiş olması gerekir?
Hem zina (TMK m. 161) hem de hayata kast, pek kötü muamele veya onur kırıcı davranış (TMK m. 162) özel, kusura dayalı ve mutlak boşanma sebepleridir. Her iki madde metninde de 'Affeden tarafın dava hakkı yoktur.' hükmü yer almaktadır. Bu nedenle af, her iki boşanma sebebi için de dava hakkını düşüren bir sebeptir. Uygulama açısından temel bir farklılık bulunmamaktadır. Affın hukuki sonuç doğurabilmesi için, dava açma hakkı olan eşin, boşanma sebebini oluşturan eylemi öğrendikten sonra, davalı eşi affettiğini gösteren bir irade beyanında bulunması gerekir. Af, açık bir beyanla olabileceği gibi, eylemden sonra evlilik birliğini devam ettirme, birlikte tatile gitme gibi üstü kapalı (zımni) davranışlarla da gerçekleşebilir. Önemli olan, affın, boşanma sebebi olan eylemden 'sonra' gerçekleşmesidir. Eylemden önce verilen bir 'peşin af' hukuken geçerli değildir. Örneğin, eşinin sadakatsiz olabileceğini öngörerek 'ne yaparsan yap affederim' demek, sonradan gerçekleşen zina eylemi için af niteliği taşımaz. Dava hakkını düşüren af, boşanma sebebi olan eylemin öğrenilmesinden sonra vuku bulmalıdır. (Kaynak: www.calinokcuhukuk.com/bosanma-davasi/)