Kasten yaralama suçunun 'silahla' (TCK m.86/3-e) işlenmesi nitelikli hal kabul edilirken, tehdit suçunun da 'silahla' (TCK m.106/2-a) işlenmesi ayrı bir nitelikli haldir. Bir kişiye silah göstererek 'Seni gebertirim' dedikten sonra, o silahın kabzasıyla vurarak basit tıbbi müdahale ile giderilecek şekilde yaralamak eyleminde, fail sadece silahla kasten yaralamadan mı, yoksa hem silahla tehditten hem de kasten yaralamadan mı sorumlu olur?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139227

Bu durumda 'farklı neviden fikri içtima' (TCK m.44) kuralları gündeme gelir. Fail, tek bir fiil (silah kullanarak tehdit ve yaralama) ile hem tehdit hem de kasten yaralama suçunu işlemiştir. Kural olarak, bu durumda en ağır cezayı gerektiren suçtan ceza verilir. Silahla kasten yaralama suçunun (TCK m.86/3-e) cezası, silahla tehdit suçunun (TCK m.106/2-a) cezasından genellikle daha ağırdır. Dolayısıyla fail, kural olarak sadece silahla kasten yaralama suçundan cezalandırılır. Tehdit suçu, daha ağır olan yaralama suçunun içinde erimiş (absorbe edilmiş) sayılır. Ancak, eğer tehdit eylemi, yaralama eylemi öncesinde ondan bağımsız ve ayrı bir haksızlık içeriği oluşturacak şekilde belirginleşmişse, istisnai olarak gerçek içtima (her iki suçtan ayrı ceza) da düşünülebilir. Fakat genel uygulama fikri içtima yönündedir (Kaynak: tehdit-sucu-ve-cezasi.html; genel ceza hukuku prensipleri).