Tehdit amacıyla kasten yaralama suçunun işlenmesi durumunda (örneğin 'paramı vermezsen böyle olur' diyerek bir kişiyi dövmek), TCK m.106/3'e göre fail hem tehditten hem de kasten yaralamadan ayrı ayrı cezalandırılır. Bu düzenlemenin, ceza hukukundaki 'bileşik suç' (TCK m.42) kurumundan ayrılan yönü nedir ve kanun koyucunun bu özel içtima hükmünü getirmesinin amacı ne olabilir?

Yargı Pusulası bilgi merkezi soru-cevap kaydı #139203

Bileşik suç, bir suçun, başka bir suçun unsuru veya ağırlaştırıcı nedeni olması durumudur ve bu halde faile sadece bileşik suçtan ceza verilir (örneğin yağma, hırsızlık ve cebir/tehdit suçlarından oluşur ama sadece yağmadan ceza verilir). TCK m.106/3 ise, tehdit amacıyla işlenen kasten yaralama (veya kasten öldürme, mala zarar verme) suçları için özel bir 'gerçek içtima' kuralı getirmiştir. Bu düzenleme, bileşik suç kuralının bir istisnasıdır. Kanun koyucunun amacı, tehdidin ciddiyetini ve inandırıcılığını artırmak için işlenen bu tür ağır suçların, tehdit suçunun içinde erimesini önlemek ve faili her iki haksızlıktan (hem irade özgürlüğünü ihlalden hem de vücut bütünlüğüne verilen zarardan) dolayı ayrı ayrı sorumlu tutmaktır. Bu yolla, tehdidin bir aracı olarak kullanılan şiddet eylemlerinin ayrıca ve daha ağır bir şekilde cezalandırılması hedeflenmiş, bu suçların cezasız kalmasının önüne geçilmiştir (Kaynak: tehdit-sucu-ve-cezasi.html).